Hakkında We're All Going to the World's Fair
2021 yapımı 'We're All Going to the World's Fair', yönetmen Jane Schoenbrun'in imzasını taşıyan, dijital çağın yalnızlığını ve kimlik arayışını ele alan sıra dışı bir film. Film, genç kız Casey'nin (Anna Cobb) tavan arasındaki odasında, internet üzerinden katıldığı 'World's Fair' adlı korku oyununa kendini kaptırmasını anlatıyor. Casey, oyunun etkisiyle gerçeklik algısını yitirmeye başlar ve yaşadığı değişimleri videolara kaydeder. Bu süreçte, gizemli bir yabancıyla (Michael J. Rogers) kurduğu çevrimiçi ilişki, hikayeyi daha da karmaşık ve ürkütücü bir hale getirir.
Anna Cobb, ilk uzun metrajlı filminde Casey rolüyle dikkat çekici bir performans sergiliyor. Yalnızlık, ergenlik ve dijital dünyanın belirsizliklerini ince bir şekilde yansıtıyor. Michael J. Rogers ise ekranda gördüğümüz karakterin ardındaki gerçekliği sorgulatan bir varlık olarak filmin gizem atmosferini güçlendiriyor. Jane Schoenbrun'in yönetimi, filmi geleneksel korku anlatılarından ayırıyor; daha çok psikolojik gerilim ve atmosferik bir kaygı üzerine kurulu.
Film, internet kültürü, ARG'ler (Alternate Reality Games) ve çevrimiçi kimlikler hakkında düşündürücü sorular soruyor. Görsel olarak lo-fi estetiği ve doğal ışık kullanımıyla samimi bir his veriyor. 'We're All Going to the World's Fair', jump scare'lardan ziyade, izleyicide uzun süre kalacak bir tedirginlik yaratmayı başarıyor. Dijital çağda yalnızlık çeken ve kimliğini arayan bir gençliğin portresini çizen bu film, korku ve dram türlerini birleştiren deneysel bir yapım. İzleyicilere farklı bir sinema deneyimi vaat ediyor.
Anna Cobb, ilk uzun metrajlı filminde Casey rolüyle dikkat çekici bir performans sergiliyor. Yalnızlık, ergenlik ve dijital dünyanın belirsizliklerini ince bir şekilde yansıtıyor. Michael J. Rogers ise ekranda gördüğümüz karakterin ardındaki gerçekliği sorgulatan bir varlık olarak filmin gizem atmosferini güçlendiriyor. Jane Schoenbrun'in yönetimi, filmi geleneksel korku anlatılarından ayırıyor; daha çok psikolojik gerilim ve atmosferik bir kaygı üzerine kurulu.
Film, internet kültürü, ARG'ler (Alternate Reality Games) ve çevrimiçi kimlikler hakkında düşündürücü sorular soruyor. Görsel olarak lo-fi estetiği ve doğal ışık kullanımıyla samimi bir his veriyor. 'We're All Going to the World's Fair', jump scare'lardan ziyade, izleyicide uzun süre kalacak bir tedirginlik yaratmayı başarıyor. Dijital çağda yalnızlık çeken ve kimliğini arayan bir gençliğin portresini çizen bu film, korku ve dram türlerini birleştiren deneysel bir yapım. İzleyicilere farklı bir sinema deneyimi vaat ediyor.


















